Bugün (16 Mart 2015) akşam işten çıkıp minibüs durağına doğru yürümeye başladım. Her zamanki işler bilirsiniz. Ufak bir alışveriş ve bekleyiş.

Yalova’nın göbeğinde tam merkezinde minibüs bekliyorum. Bir anda caddenin karşısında havada takla atan bir bisiklet ve bisikletli gördüm. Araba frenledi ama çoktan bisikletliye çarpıp kaportanın üzerinden havalandırmıştı. Bir an donup kaldım kulağımda telefonla. Tam da bisiklet alma arefesindeyken her gün gidip geldiğim cadde üzerinde kekonun teki bisikletliyi havaya fırlattı.

Caddenin karşısında olduğum için yardıma da gidemedim açıkçası. Birkaç kişi yardım ediyordu o esnada. Bisikletliye bi’ şeyinin olup olmadığını soruyorlardı. Görünürde kendisinde bir şey yoktu ama kaza sonuçta. En basitinden kolunu bacağını kırıp, en kötü ihtimalle kafasını çarpabilirdi. Sıyrıklarla, ufak tefek topallamalarla atlattığını düşünüyorum çünkü birkaç dakika sonra arabada bisikletlide dağılmış yoluna gitmişti.

Bilinçli Bir Toplum Olamıyoruz

Bugün denk geldiğim bu olay trafik kazalarının belkide en hafifi olsa gerek. Kimseye bir şey olmadı ve birkaç dakika içinde dağılıp yollarına devam ettiler. Yanı başımda İstanbul’da, Bursa’da, İzmit’te her gün ne feci kazalar yaşanıyor. Kitaptaki soruları çözebilen, direksiyon sınavında bir kaç tekniği düzgün uygulayabilen tüm sığırlar ehliyet alabiliyor. Eğitim? O da ne! Ne gerek var…

Şurada birkaç hafta içerisinde uzun süredir sabırsızlıkla beklediğim yeni bisikletimi almış olacağım. Sabah rahat rahat işe gidip akşam minibüs derdi yaşamdan geri döneceğim. Süper! Harika bir şey ama böyle sığırların olduğu bu gün bir kez daha hatırladım. Evim şehir merkezinden yaklaşık 6 km uzaklıkla ve köy yolunda olduğundan trafik olmuyor. Ee haliyle cadde boş olduğundan sokak lambalarını da pek yakmıyorlar. Yolun bir kısmı karanlık. Bu karanlık içerisinde ne kadar tedbirli gidersen git yine sığırın teki çıkıp kazaya sebebiyet verebilir. Zaten uzunları yakarak karşıdan geleni kör ediyorlar onu söylemiyorum bile.