Geçen hafta (18 Ekim Pazar 2015) yaptığımız Termal Ferhat Yolu turunu bu haftada devam ettirme kararı aldık. Çünkü bir önceki hafta yolun bir kısmını dallı budaklı dikenlerle dolu ormandan dolayı dozer yolundan gitmek zorunda kalmış ve turun belkide en güzel yerlerini es geçmiştik. İşte bu hafta bunu telafi edecek başlangıç noktasından varış noktasına kadar parkurdan  devam edecektik.

Tur Bilgileri

  • Başlangıç Saati: 10:00
  • Bitiş Saati: 20:30
  • Zorluk Derecesi: Zor
  • Karşılaşılan Yabani Hayvanlar: Yok. (Yolda karşılaştığımız köylü domuz avlamaya çalışıyordu)
  • Gidilen Mesafe: 15 Km (Ortalama)

Pazar sabahı (25 Ekim 2015) saat 10’da parkur başlangıcına vardık. Çantamda

  1. Katlanabilir ufak bir bıçak
  2. Elektroşoklu el feneri
  3. Yedek kıyafetler
  4. Matara
  5. Yeteri kadar yiyecek
  6. Kilitli poşet

vardı. Bıçak her alanda işe yarıyor. Konservenin ağzını açmadan, kestane ayıklamaya, önünüze çıkacak olan dikenleri temizlemeye kadar kullanıyorsunuz. El feneri tur dönüşü geceye denk gelme ihtimaline karşı var. Elektroşoklu oluşu ise + güvenlik olarak işe yarıyor.

Yeteri kadar yiyecek alıp benim gibi ormandaki töngel (muşmula), kestane, elma gibi meyveleri atıştıran biriyseniz kolay kolay açlık çekmiyorsunuz. Su önemli. Yolumuzda yağmurun etkisiyle dolup taşan dereler olduğu için sorun yoktu. Su yönünden sıkıntı çekmedik.

Muşmula - Töngel - Yemiş

Muşmula (töngel, döngel)

Ferhat Yolu Turu

Tura yine geçen haftaki başlangıç noktasından başladık. Dar su yolundan yaklaşık 1 saat kadar ilerledikten sonra köylünün birisi ile karşılaştık. Elinde tüfeği yaraladığı domuzu yakalamaya çalışıyordu. Macera olsun diye adamın peşine takılalım dememizle daha yolun başında çamura batmamız bir oldu.

Revize edilmiş, suyun aktığı oluklardan birisi

Revize edilmiş, suyun aktığı oluklardan birisi

Köylüye Ferhat Yolu’nu sorup rotamızı tekrar düzenledik. İşte kaybolma maceramızın başlangıç noktası bu oldu. Geçen hafta karşılaştığımız köylü bizi Ortaburun tarafına rotamızdan oldukça ileriye yürüttü, bu hafta karşılaştığımız ise kilometrelerce orman içinde yürüyüp kaybolmamıza sebep oldu.

Aslında adamın verdiği rota, bahsetti yerler doğruydu. Geçen hafta göremediğimiz kısımları görmüş, rotayı gerçek anlamında tamamlamıştık. Amacımız Sudüşen Şelalesi’ne varıp geri dönüş yapmaktı.

Ferhat Yolunda İlerleyiş

Geçen hafta gidemediğimiz yerlerde gitmiştik bu sefer. Yol oldukça güzeldi. Tarihten pek eser kalmasa da doğanın içinde yürümek bile yeterli geliyordu. Yer yer gerçekten büyük kayalarla karşılaşıyorduk. Bulduğumuz ilk açıklıkta yemek yeyip mola verdik.

Ton balığı ve ekmek

Yemek: Ton balığı ve ekmek

Yemek yerken izlediğimiz manzaranın harika olduğunu söyleyebilirim. Oturduğumuz alan düz bir kaya üzeri ve alabildiğine manzara gözüküyordu.

Yalova Termal - Samanlı Dağları

Yalova Termal – Samanlı Dağları

Dereyi Geçen Yasin

Kendimi böyle adlandırmayı uygun buldum. Yolumuzu dere kesmiş suya girmeden karşıya geçmek imkansızdı.

Ferhat Yolu Üzerinde Bir Dere

Ferhat Yolu Üzerinde Bir Dere

Botu çorabı çıkartıp daldım suyun içine. Sanırım ilk kez bu kadar soğuk suyun içine girmiştim. Girmemle ayaklarımın kızarması bir oldu. Karşıya kadar geçip teker teker çorabı botu tekrar geçirdim ayaklara.

Bu arada esprinin aslı “Sudan geçen Mehmet” şöyle bir şey :)

İşte Kaybolduk!

Dereyi iyi güzel geçtik yolumuza devam ediyoruz. Yol ilerledikçe yeşillenmeye, hafif hafif ot kaplanmaya başlamıştı. Hafif otlar bir süre sonra dizimize kadar çıkan otlara yerini bırakmıştı. Bastığımız yeri zar zor görüyor, bir elimizde sopa örümceklerin kapadığı yolu açmaya çalışıyorduk.

İlerlemeye çalıştığımız orman yollarından birisi

İlerlemeye çalıştığımız orman yollarından birisi

Yol örümcekli ve dizlere kadar çıkan ot var. Diken, ısırgan ne ararsan var. Yılana basma korkusu bi’ ayrı. Sanırım bulunduğumuz noktaya yıllardır bir Allah’ın kulu gelmemiş. Geriye dönsen yol çok uzun ilerlesen yolun nereye götüreceğini bilmiyorsun.

Yer yer karşılaştığımız mantarlardan birisi

Yer yer karşılaştığımız mantarlardan birisi “İmparator Mantarı”

Kararımız ilerlemekten yana oldu. Bir süre sonra otlar bitip tekrar orman başladı. Geldiğimiz yoldan belli ki buraya daha öncesinden de adım atan pek olmamış. Orman içerisinde ne bir patika tarzı yol nede rahat yürüyebileceğimiz düzlük vardı.

Ormanın içinden yürümeye başladık. Aslında pek yürüyoruz diyemem. Dağın yamacında olduğumuzdan bulunduğumuz yer oldukça dikti. Tam dağ keçilerine göre diyebilirim. Yan yan basarak “yengeç gibi” ilerlemeye başladık. Bazı yerlerde parçalanmış taşlar vardı. Bastığımız an kaydılar. Tam emin değilim ortalama 2 saat bu ortamda ilerledik. Haritadan kontrol edip ilerliyorduk.  Yolu bulduk bulacaz derken saat akşama dayanmıştı. Uzun bir süre düz ilerledikten sonra aşağı, derenin sesine doğru inmeye karar verdik. Yavaş yavaş ilerleyerek aşağı doğru inmeye çalışıyorduk. Yer yer kayarak, yer yer ağaçtan ağaca kendimizi atarak ilerledik. Saat 6 olmuş kısa bir süre sonra hava kararacaktı.

Kurtuluş!

Saat tam 18:06’da yola indik. Nasıl sevindiğimi, ne kadar mutlu olduğumu bir tek ben bilirim. Karanlıkta dik bir ormanda kalmak, kaybolmak sanırım oldukça korkunç olurdu.

18:30 gibi hava kararmaya başlamış bizde Sudüşen Şelalesi yolundan Termal’e geri dönüşe başlamıştık. Yaklaşık 1 saatlik yürümenin ardından Termal’e ulaşıp minibüsle evin yolunu tuttuk. Eve geliş saatimi 21:10 olarak not ettim :)